DOKTOR - OTUZ ALTINCI BÖLÜM

 

OTUZ ALTINCI BÖLÜM

Ölüm pahasına bile sadık ol, sana yaşam tacını vereceğim.

(Revelation 2:10)


Tommaso dikkatini Nicolo’ya verdi. “Salvatore ile görüştüm. Ailenin karışmasını istemiyor şimdilik onları sakinleştirme görevi sende.”

Nicolo gözlerini devirdi. “Vincenzo amcaya rağmen mi?”

“Salvatore özellikle ona dikkat etmeni istedi.”

“Bunu nasıl yapacağım? Herkes işe yaramaz olduğumu düşünüyor. Vincenzo şimdiden aileyi kendi tarafına çekmeye başlamıştır.”

Tommaso gözlüğünü gözüne geri takarak ayağa kalktı. “Salvatore’un planları var. Yarın onu görmen için seni ilçe hapishanesine götüreceğim. Bugün oraya nakil oldu.”

Claudia onun bir hapishanede olduğunu duyunca dizleri güçsüzleşti ama yine de ayakta durmayı başardı. “Onu görmek istiyorum,” diye fısıldarken sesi güçsüzdü.

Tommaso yorgun gözlerle ona baktı. “Claudia, o bunu istemiyor.”

“Neden?” Sesi histerik çıkmıştı.

“Düzeltmeme izin ver. Aslında, senin onu orada görmeni istemiyor.”

Claudia inatçı bakışlarını Tommaso’ya dikti. “Güzel ama bu umurumda değil. Onu göreceğim, yarın.”

Tommaso bıkkın bir nefes verirken omuzları düştü. “Bayan Gambino’ya hayır diyememem gerekir öyle değil mi? Ben aile avukatıyım.”

Claudia gülümserken Nicolo alaylı ifadeyle bir şeyler mırıldandı. Üçü de Salvatore’un bundan hoşlanmayacağını biliyordu ama yine de sessizce beklemeyi reddedecekti.

“Bir planımız olduğuna göre Salvatore zaten uzun süre orada kalmaz değil mi?”

Tommaso onu anlayışla süzdü. “Tüm bunları organize etmek zaman alacak Claudia, sabırlı olmalısın.” Duraksadı kaşları hızla çatıldı. “Bir şey daha… Bu planı şimdilik kimse bilmesin.”

Nicolo onlara doğru yaklaşırken kalın halı adımlarının sesini kesti. “Neden? Şüphelendiğin bir şey mi var?”

“Hayır, ama gizli tanığın aileden olduğuna neredeyse eminim. Herkes olabilir. Salvatore’un kurtulmasını planlıyor olmamız bunu engellemeye çalışacakları anlamına gelir. Ayrıca bırakalım hamle yapsınlar, bu sürede uyanık olacağız.”

İkisi de bunun mantıklı olduğuna karar verip başlarını salladılar. Yeni bir savaş başlıyordu ve herkes bu sefer ailenin karışacağını biliyordu.

✞✞✞

Gardiyan demir kapıyı açarken çıkan sürtünme sesi irkilmesine neden oldu. Fakat kendini çabuk toparladı. Sabah erkenden uyanmış bir genç hanım değil de Bayan Gambino gibi görünmek için zaman harcamıştı. Etek takımı, fuları, toplu saçları, makyajı ile kendini öyle hissediyordu. Başı dik, ifadesi soğuk, bakışları keskindi. Kapıdan içeri girdiklerinde hissettiği ilk şey soğuktu. Hava değil… Ortamın kendisi. Rahatsız edici bir sessizlik, delici bir ışık, üstüne gelen duvarlar… Sanki birini susturmak ve rahatsız etmek için bir araya gelmiş gibiydi.

Tommaso ve Nicolo önünde yürürlerken onun görüş açısını kapatıyorlardı. İyice yaklaştıklarında bakışları Salvatore’un bakışlarıyla çarpıştı. Havada oluşan akım o kadar keskindi ki floresanlardan birinin kapanıp açılmasını buna bağlayabilirdi. Claudia’nın kalbi bir anlığına hızlandı. Burada bile o kadar mükemmel ve güçlü görünüyordu ki bir kez daha onun için atan kalbine engel olamadı.

Yaklaşıp oturdular, Claudia’ya Salvatore’un tam karşısındaki sandalye bırakılmıştı, yanında Nicolo oturuyordu masanın başında ise Tommaso… Kapının yanında bir gardiyan vardı kollarını bağlamış onları izliyordu.

Salvatore ona bakarak, “Burada olmaman gerekiyordu,” dedi.

Claudia’nın çenesi gerildi. “Senin de.”

Kısa bir sessizliğin ardından Tommaso araya girdi. “Zamanımız kısıtlı ve konuşacak çok şey var.”

Salvatore gözlerini Claudia’dan ayırmadan, “Anlat,” diye buyurdu.

“Savcı ilerliyor ama henüz somut bir şey yok. Claudia’nın bir planı var birkaç gün içinde seni çıkarabiliriz.”

Salvatore başını hafifçe yana eğdi. “Hayır.”

Üçü de bakakaldı. Nicolo kaşlarını çattı. “Ne demek hayır?”

Salvatore sakince, “Beni çıkarmak için acele etmeyin,” dedi. “Aileden kimse buradan çıkacağımı bilmemeli.”

Tommaso gözlüğünü düzeltti. “Bu riskli.”

“Daha riskli olan ne biliyor musun?” derken gözleri adama odaklandı. “Ailemde bir hain olması.”

Claudia’nın midesi sıkıştı. Burada bir gün daha kalmasını istemiyordu. Başına daha ciddi belalar açılabilirdi. “Onu kendin bulabilirsin Salvatore. Burada daha fazla kalmamalısın. Risk alamazsın, bunu reddediyorum.”

Salvatore ona baktığında bakışları yumuşadı. Ona dokunmak ister gibi masaya elini uzattı ama bundan hızlıca vazgeçti. Nasıl bir savaş verdiğini görebiliyordu.

“Biliyorum,” derken sesi yumuşaktı. “Bu senin için çok zor ama şimdi Bayan Gambino olmana ihtiyacım var.” Söylediği sihirli sözcükler onu yumuşatmıştı.

“Yardım etmeme izin vereceksin.”

Kısa bir duraksamadan sonra başını sallayarak onayladı. Claudia rahatlayınca Tommaso ve Nicolo’ya odaklandı. “Biri beni sattı. O hainin bulunması önceliğimiz.”

Nicolo kararlı bir tavırla, “Onu bulacağım,” dedi.

“Yakında kendini ele verecek sadece gözünüzü açın. Kimseden şüphelenmiyormuş gibi davranın… Planlarınızı duymalarına izin verin. Aileden şüphelenmediğimize inansınlar.”

Claudia, “Bir tuzak mı kuruyorsun?” diye sordu.

Salvatore’un gözleri ona döndü. “Evet, ve yardımınıza ihtiyacım var.” Onun da yardımını istiyordu bunu bakışlarında gördü.

Tommaso derin bir nefes aldı. “Tehlikeli ama işe yarayabilir. Yine de elimizi çabuk tutmalıyız, içeride daha fazla kalman güvenli olmaz.”

Salvatore onayladı. Claudia’ya bakarak, “Şimdi beni buradan çıkaracak planını anlat,” dedi.

Claudia kekelememek için derin bir nefes aldı ve kamuoyu önünde onu kahramanlaştırma planından bahsetti. Salvatore onu ifadesiz bir yüzle çenesine dokunarak dinledi yine de gözlerinde büyüyen hayranlığı seçebiliyordu.

Konuşması bittiğinde ceketini düzeltti. “Şimdilik yem atıp bekleyin ama bir yandan da Claudia’nın söylediği şekilde hareket edin. Önce haini bulalım.”

Gardiyan kapıya vurduğunda bütün konuşmaları bitmişti. Hepsi masadan kalktığında Salvatore ona ilk defa dokundu. Bileğini yakaladığında bakışlarını ona çevirdi.

“Claudia,” diye fısıldadı sesi tenini ürpertti. “Sen cehennemimin ateşisin. Sönerse işim biter.”

“O halde seni kurtarana kadar her şeyi yakacağım.”

Yüzünde hızla silinen bir gülümseme belirdi parmakları boynuna dokundu ve nasıl olduğunu anlamadan boynundaki kırmızı fular elindeydi. Claudia kapıdan çıkarken Salvatore’un fuları kokladığını gördü.

✞✞✞

Claudia, Nicolo ile birlikte asansöre bindiğinde nefesini düzenledi. Onları toplantıya yetiştirmeyi başaran Lorenzo’nun nefesi teklemiş görünmüyordu. İki adama bakarak, “Vincenzo’nun son dakika toplantı düzenlemesi normal mi?” diye sordu.

Nicolo kısık gözlerle boşluğa baktı. “Bir şeyler çevirdiği kesin.”

Lorenzo’nun tek dudağı hafifçe kıvrıldı. “Neredeyse yetişmemizi istemediğini düşünecektim.”

Nicolo ona katıldı. “Neyse ki hızlı bir şoföre sahibiz.”

Lorenzo kibarca başını salladı. Claudia asansörün aynasında dağılan topuzunu elleriyle düzeltti. Üçü toplantı odasından içeri girdiklerinde herkes başlarını çevirip onlara baktı. Uzun koyu renk masanın çevresindeki deri sandalyelerde oturan bir düzine adam ve masanın başında ayakta duran Vincenzo Gambino…

Claudia koyu renk bir etek takımı giyiyordu. Saçları topluydu, yüzüne oturttuğu ciddi bir ifade vardı. Herkesin bakışları önce ikisinin üzerinde gezindi daha sonra Claudia bütün dikkati tek başına üstlendi. Kimse henüz bir şey söylememişti ama bu sessizliğin normal olmadığını da biliyordu.

Nicolo, Claudia’nın oturması için bir sandalyeyi çekerken, “Vincenzo amca geç kaldığımız için kusura bakma,” dedi ama sesinde derin bir kinaye vardı. “O kadar geç haberimiz oldu ki neredeyse gelmemizi istemediğini düşünecektim.”

Vincenzo’nun çatık kaşları rahatladı. “Sen benim yeğenimsin Nicolo elbette burada bulunmalısın.” Yeğenimsin… Salvatore’un kardeşi değil. Vincenzo’nun yeğeni… Claudia bu hitaptan hoşlanmamıştı ama bunu belli etmedi.

Vincenzo’nun bakışları üzerine bir karabasan gibi çöktü. “Yine de… Kadınlarımızın aile toplantısına katılması görülmüş şey değil.”

Claudia ellerini masaya koydu ve oturduğu yerde dikleşti. “Ben bu ailenin caposu Salvatore Gambino’nun karısıyım. Kocam yokken burada olmak üzere bizzat onun tarafından görevlendirildim. Onun gözü, kulağı ve vicdanıyım.”

Masada birkaç kişinin bakışlarını kaçırdığını gördü. Tommaso neredeyse keyifle arkasına yaslandı. Nicolo sol tarafına otururken bakışlarındaki kibri görebiliyordu. Lorenzo ise bir panter gibi arkasına dikiliyordu.

Vincenzo’nun yüzü gerildi. “Hepimiz Salvatore için buradayız, Claudia.”

Claudia adamın sözünü kesti. “Claudia değil Bayan Gambino, lütfen.”

Vincenzo sıkılı dişlerinin arasından, “Bayan Gambino,” diye tısladı. “Onun hakkını gözetmek için güvenli evinizin konforundan çıkmanıza gerek yoktu.”

Carlo’nun hafifçe öksürmesi bütün dikkatleri üzerine çekti. Hemen sağ tarafında oturuyordu. Babasına bakarak, “Yeni bir dönemdeyiz,” dedi. “Eski kurallarla ilerleyemeyiz daha düzenli ve daha modern bir yapı kurmalıyız.”

Claudia bakışlarını ona çevirdi. Onu savunuyordu ama bu rahatsız hissettirdi çünkü bunlar kulağa onun sözleri gibi gelmiyordu. Açılış gecesinde kadınların ortamda bulunmasından rahatsız olduğunu, geleneklere bağlı olduğunu bizzat söylemişti. Burada bulunmasını neden savunuyordu?

Carlo sözlerine devam etti. “Eğer ailenin gücünü muhafaza etmek istiyorsak değişmek zorundayız. Unutmayın ki yüz yıldır capoları yöneten Padrino bile değişti.”

Rosanna ve Diego pek çok ilk örnek oluyor gibi görünüyordu. Saygıyla veya korkuyla bu dünyada bunun pek önemi yoktu.

Karşı köşede oturan çok yaşlı bir adam bastonunu yere vurdu. Odadaki herkes susmuştu. Nicolo’nun birkaç günlük derslerinden onun Michelino olduğunu anladı. Ailenin en yaşlı üyesiydi ve merhum Padrino’nun çok yakın dostlarındandı bu yüzden herkes ona saygı duyuyordu.

“Asıl konuya gel Vincenzo. Bizi buraya neden topladın?”

Vincenzo sanki bu anı bekliyormuş gibi derin bir nefes aldı. Yerine yavaşça otururken ellerini masaya koydu. Salvatore’un sandalyesinde oturmasından hoşlanmamıştı.

“Salvatore içeride ve ne zaman çıkacağını bilmiyoruz.” Onu doğrulamasını ister gibi Tommaso’ya baktı. Tommaso, Salvatore’a söz verdiği gibi hafifçe başıyla onaylayarak onların öyle bilmesine izin verdi.

“Aile lidersiz kalamaz.”

Sessizlik birkaç uzun saniye uzadı. “İşler devam etmeli, bağlantılar korunmalı, insanlar Gambino’ların hala devam ettiğini bilmeli.”

Gözleri herkesi tek tek tararken kimse olumlu ya da olumsuz bir yorumda bulunmamıştı. Bir anda bedeni dikleşti, omuzları ve göğsü kabardı. “Salvatore dönene kadar… Bu sorumluluğu alıyorum.”

Nicolo haklıydı. Yıllar önce aile için hiçbir şey yapmamış onları kurtarması için Salvatore’un her şeyi kaybetmesine göz yummuştu ama şimdi aile reisi olmak için kendini öne atıyordu. Savaş durulmuş, aile mirası toparlanmış, Gambino’lar eski ihtişamına kavuşmuştu ve Vincenzo ailenin büyüğü olarak liderlik etmek istiyordu. Nicolo onun hain olduğunu düşündüğünde buna inanmak istememişti ama şimdi bu ihtimal o kadar da uzak değildi.

Herkes sessizdi kimse evet ya da hayır demedi. Nicolo arkasına yaslanıp rahat bir tavır takınırken, “Yani kendini capo ilan ediyorsun?” dedi.

Vincenzo çatık kaşlarla, “Hayır,” diyerek ekledi “Geçici olarak düzeni sağlıyorum.”

Nicolo itiraz ederken, birkaç kısık ses ona katıldı ama Salvatore’un içeride olmasından korkan birkaç kişi daha olduğunu biliyordu tartışma büyüyüp yükselirken Claudia ayağa kalktı ve elinden geldiği kadar sertçe, “Beyler!” diye bağırdı.

Uğultu yavaşladı. Claudia’nın bakışları Vincenzo’ya döndü. “Bu kararından Salvatore’un haberdar olduğunu sanmıyorum.”

Vincenzo hafifçe boğazını temizledi. “Onu görmeme izin verilmedi ama Tommaso aile avukatı olarak ona durumu anlatabilir.”

Tommaso bunu onayladı. İkili oynayacakları konusunda anlaşmışlardı bir sonraki adım haini ortaya çıkarmaktı. Vincenzo hain olmak için çok güçlü sebeplere sahipti.

“Bayan Gambino,” diye fısıldarken ses tonu küçümseyiciydi. “Ben sadece yeğenimin yokluğunu aile büyüğü olarak telafi etmeye çalışıyorum.”

Claudia geri adım atmadı. “Telafi etmek ile yerine geçmek arasında fark var.”

Masadaki hava dondu. Michelino elini havaya kaldırdı fısıltılar kesildi ve Vincenzo söylemek üzere olduğu şeyi yuttu.

“Salvatore yakında dönecek. O zamana kadar dengeyi korumalıyız. Kimse bir iç savaş olmasını istemez.” Gözleri Vincenzo’ya kaymıştı.

✞✞✞

Nicolo kütüphanedeki okuma koltuğunda hafifçe doğruldu. “Kesinlikle hain Vincenzo.”

Valeria kapıya yakın sandalyede oturuyordu. “Aileyi yönetmek için zaten yıllar önce bir şansı vardı. Babamı devirip yerine geçebilirdi Salvatore ona bunun için yalvardı ama o bunu yapmak yerine Salvatore’a biat etti. Şimdi neden capo olmak için Salvatore’a tuzak kuruyor?”

Claudia yere bağdaş kurmuştu gözü tavana kadar yükselen kitap raflarında gezinirken, “Belki de fikri değişmiştir?” diye fikrini söyledi. “Hırslı bir adam olduğu açık ve Salvatore’dan daha yaşlı ayrıca geride yetişkin bir oğlu var.”

Nicolo elini saçlarında gezdirdi. “Carlo mükemmel eğitimli, azimli, sadık, çalışkan ve sevilen biri. Herkes on sene sonra lider olarak onu görmeye başlayacak belki de oğlundan önce Vincenzo bu gücün tadına bakmak istemiştir.”

Carlo’ya dair şüphesinden Nicolo’ya bahsetmedi. Belki önemsiz bir ayrıntıydı, belki onu yanlış anlamıştı, belki de sadece kibarlık yapıyordu.

Claudia bunları düşünürken Nicolo devam etti. “Vincenzo o yıllarda aileyi istemedi çünkü ortada aile diye bir şey yoktu. Salvatore bir imparatorluğu yeniden inşa etti ve şimdi parlama döneminde Vincenzo rüştünü ispatlamak istiyor.”

Valeria onlara bakarak, “Peki şimdi planınız ne?” diye sordu.

Nicolo’nun gözleri uzaklara daldı. “Tommaso, Vincenzo’yu destekliyor gibi görünecek. Salvatore’dan ona haber uçuracak ve hain olup olmadığını göreceğiz.” Duraksadı ve derin bir nefes aldı. “O olduğundan eminim.”

Ayağa kalkarak içkisini doldurmak için masaya yürüdü. “Claudia ve ben karşı cephede olacağız. Claudia kamuoyunda Salvatore’u kahramanlaştırırken ona yardım edeceğim, ayrıca aileyi kontrol altında tutacağım.”

Valeria, Claudia’nın sessizliğini fark etti. “Bunlar sana fazla gelmedi öyle değil mi?”

Claudia çekingen bir tavırla gülümserken başını iki yana salladı. “Hayır, sadece düşünüyordum.”

Nicolo içkisinden bir yudum alırken ona doğru döndü. “Vincenzo için endişelenme.”

“Endişelendiğim o değil.”

Kaşları havalandı. “Kim? Başka birinden mi şüpheleniyorsun?”

“Eğer aradığımız kişi Vincenzo ise Carlo’nun bununla bir ilgisi olabilir mi?”

Nicolo bir süre düşündü. “Sanmıyorum. Carlo fazla…” Duraksayıp güldü. “Erdemlidir. Salvatore’a ihanet etmez.”

“Salvatore’un varisi olarak hep Carlo görüldü ama şimdi sen…”

Omuzlarını silkti. “Ben gözlerinde başarısız, uçarı ve Amerikalı özellikleri ön planda olan bir adamım. Liderlik vasıflarım onlara uygun değil zaten bu kadar sorumluluk istemiyorum. Zamanı geldiğinde Carlo istediğini yapabilir.”

Valeria bakışlarını Claudia’dan ayırmadı. “Peki ya Salvatore’un bir çocuğu olursa?”

Claudia bu ihtimali hiç düşünmemişti. Nicolo başını iki yana salladı. “Bu krallık değil Valeria sende biliyorsun. Aile meclisi en güçlü kişiyi capo olarak görmek ister. Salvatore’un çocuğu genç bir adam olduğunda Carlo olgun bir lider olacak.”

Claudia ellerini havaya kaldırırken ayağa kalktı. “Bu konuşma için erken ayrıca Gambino veliahdını doğurmakla ilgilenmiyorum. Demek istediğim… Carlo’da bir şekilde ihanetin parçası olmuş olabilir diye düşündüm.”

Nicolo anlayışla onayladı. “Herkes şüpheli ve o şekilde değerlendireceğiz yine de bu işin altında Vincenzo olduğuna eminim. Yakında Tommaso’nun yemini yutacaktır. Biz de Carlo konusunda dikkatli oluruz.”

✞✞✞

Bütün hafta boyunca Salvatore’un yardım yaptığı kiliseleri ziyaret etmiş yardımların nerelerde kullanıldığı hakkında pek çok belge edinmişti. Ayrıca kilisedeki rahipler ondan çok etkilenmiş, şahitlik yapmayı kabul etmişlerdi. Kilise ziyaretlerinin ardından Salvatore’un ekipman yardımı yaptığı bütün hastaneleri gezmiş, hastane müdürleri tarafından kibarca karşılanmıştı. Nicolo ve Tommaso bütün bağış belgelerini büyük bir gizlilikle bir araya getirdiğinde geriye tek bir şey kalmıştı.

Basına karşı siyasete atılan yardımsever kocasının suçsuz olduğunu açıklamak… Fakat bunu alenen yapması çok göze batacağı için Nicolo bir plan yapmıştı. Kısa zaman önce açılışını yaptıkları çocuk hastanesini ziyaret edeceği basına sızdırılmıştı. Onu çıkışta bekleyecekler ve Claudia kocasının masumiyetini dile getirecekti.

Valeria, Nicolo ve Lorenzo eşliğinde çocuk hastanesini gezmiş, doktorlarla, çocuklarla ve aileleriyle konuşup tüm eksikleri not almışlardı. Hastanenin çıkış kapısına ilerlediklerinde hareketliliği fark etti. Kameralar, flaşlar, gazeteciler… Claudia yüzüne sahte bir şaşkınlık maskesi oturturken dışarı çıktı.

“Claudia!”

“Bayan Gambino?”

“Kocanıza yönelik suçlamalar hakkında bir açıklama yapacak mısınız?”

“Salvatore Gambino gerçekten bir organize suç çetesinin lideri mi?”

Sesler üst üste bindi. Claudia bir adım geri çekildi. Valeria hafifçe koluna dokundu. Derin bir nefes alarak öne çıktı.

“Ben… Ben böyle bir şey beklemiyordum. Şaşkınlığımı mazur görün.” Sesi yumuşak ama duyulacak kadar da netti. Utangaç ve şaşkın tavrı kalabalığı sakinleştirdi.

“Eşiniz hakkında ciddi suçlamalar var, bunlara ne diyorsunuz?”

Kısa bir an düşündü. “Ben söylenenleri bilmiyorum.” Duraksadı. “Ben sadece kocamı biliyorum.”

Sessizlik alanı doldurdu. Flaşlar ardı ardına patlıyordu.

“Bu hastaneyi açan adamı biliyorum. Bu şehirde kaç çocuğun hayatına dokunduğunu biliyorum. Düşük gelire sahip ailelere yaptığı yardımları biliyorum.”

Salvatore Gambino bir mafya lideriydi ama bu söylediklerinin tek kelimesi bile yalan değildi. Yaptığı kötülükleri affettirmezdi ve Tanrı onu asla bağışlamayacak olabilirdi ama bu yaptığı iyi şeyleri çöpe atmazdı. Claudia Tanrı değildi kimseyi kötülükleri ile yargılayamazdı ve bu insanlarda değildi. Salvatore Tanrı ile buluşana kadar cehennemini ateşe verecekti ve sonra Tanrı karşısında bunun kefaletini ödeyecekti.

Bir gazeteci araya girdi. “Yani suçsuz olduğunu mu söylüyorsunuz?”

Arkasını hafifçe döndü ve sonra tekrar kalabalığa baktı. “Bir insanı tanımak için dokunduğu hayatlara bakmalısınız.”

“Peki ya suçlamalar?”

Sakince, “Gerçek ortaya çıkacak,” dedi. “Ve o gün geldiğinde kimin gerçekten suçlu olduğunu hep birlikte göreceğiz.”

Nicolo’nun bileğindeki dokunuşunu hissetti. Yeterliydi. Claudia dönüp yürümeye başladığında gazeteciler hala arkasından sesleniyordu.

Ertesi sabah Claudia yataktan çıkıp hızla merdivenlerden inerken çıplak ayakları evin içinde kocaman bir gürültü yaratmıştı. Edoardo hemen dış kapının önünde onunla karşılaştı. Bakışları sıcak bir şekilde yandı ve ona elindeki gazeteyi uzattı.

Claudia gazeteyi alırken bir çocuk gibi heyecanlı ama çokta gergindi. Hemen orada gazeteyi açtı ve ilk sayfada kendi yüzünü gördü. Fotoğraf hastane çıkışında çekilmişti. Başını hafifçe yana eğmiş, bakışları yumuşak, dudaklarında zarif bir ifade vardı.

GAMBİNO’NUN GENÇ EŞİ KONUŞTU!

“Genç olduğumu vurgulamaları şart mıydı?”

Edoardo burnundan verdiği nefeslerle güldü.

Haberin devamında kilise bahçesinde rahiple konuşurken gizlice çekilmiş bir başka fotoğrafı vardı. Pek çok ifadeyi hızla taradı.

“Modern bir azize.”

“Saf ve zarif…”

“Gambino’nun vicdanı…”

Satırlar arasında bu suçlamaların hayırsever bir iş adamının siyasete atılmasını baltalamak için uydurulduğunu söyleyen cümleler vardı. Bir başka gazetede onun göçmen olduğu için damgalandığını ve dışlandığını yazıyordu.

Yüzüne bir gülümseme yayılırken, “İnanıyorlar,” dedi.

Edoardo hafifçe başını salladı. “Gördün mü? Onu kurtardın. Bay Gambino’nun bir mucizeye ihtiyacı vardı ve kapıda sen belirdin, kızım.”

 

✞✞✞

Claudia, hapishaneye bir sonraki ziyaretini yalnız yaptı. Gardiyanın yanından geçti ve kapı güçlü bir gıcırtıyla kapandı. Salvatore en uzak noktadaki masada oturuyordu bu sefer ayağa kalkarak onu karşıladı. Yavaşça ona uzandı, parmakları parmaklarına değdi ve kokusu baş döndürücü bir bulut gibi etrafını sardı. Dudakları yumuşakça yanağına dokundu ve hızla geri çekildi. Sanki bir restoranda akşam yemeği yiyeceklermiş gibi sandalyesini çekti. Claudia otururken gözlerini ondan alamıyordu. Burada bile sergilediği güç hayranlık uyandırıcıydı.

“Tommaso yalnız görüşmek istediğini söyledi.”

Bu doğruydu. Claudia onunla yalnız görüşmek için günlerdir Tommaso’yu sıkıştırıyordu.

“Sensiz yapayalnızım.” Onu üzmek istemiyordu ama hissettiği buydu. Salvatore karşısındaki sandalyeye oturdu elleri masanın üzerinden ellerini buldu.

“Nicolo ve Valeria yanında olmalılar. Evimizde güvende ve huzurlu olmalısın.”

“Sen yokken aynı değil.”

“Claudia,” diye fısıldadı. “Yakında…” Claudia hafifçe başını salladı. Yakında buradan çıkacaktı, yakında tekrar yanında olacaktı. “Yine de tehlike asla bitmeyecek. Sana söylemiştim yavrum, ben âşık olmak için uygun adam değildim.”

Claudia gözlerini devirdi. “Bunu söylemek için çok geç, Salvatore. Bir şansım daha olsa sana âşık olmak için tekrar aynı yolları yürürdüm.”

Gözlerinde parlayan ışık onun hislerinin yansımasıydı. Sessizce, “Basınla konuştum,” dedi. “Her şey bizim lehimize.”

Salvatore’un kaşı hafifçe havalandı. “Duydum.” Dudağı belli belirsiz kıvrılırken, “İyi iş çıkarmışsın,” dedi. Sesindeki gurur açıkça seçiliyordu.

“Yine de benim için bu kadar risk olman hoşuma gitmiyor.”

Claudia onun elini sıktı. “Senin için her şeyi yaparım.”

“Oysa benim için yapmanı istediğim tek şey güvende olman.” Duraksadı. “Yine de seni bu şekilde görmek beni gururlandırıyor.”

“Ne şekilde?”

“Benim için her şeyi yaparken…” Parmağını evlilik yüzüğünde gezdirdi. “Nicolo mesajını iletti. Buradan çıktığımda ikimizde evlilik yemini edeceğiz, Claudia.”

Claudia gülümseyerek karşılık verdi. “Buradan çıkacaksın, yakında…”

Salvatore’un yüzü ciddileşti. “Önce hainin kim olduğunu öğrenmek istiyorum.”

“Tommaso ve Nicolo hainin Vincenzo amcan olduğundan emin.”

Kısık gözlerle yüzüne baktı. “Sen o olmadığını mı düşünüyorsun? Özellikle yerime geçmek için bu kadar hevesliyken?”

“Bilmiyorum…”

“Düşüncelerin benim için önemli Claudia. Başka kimden şüpheleniyorsun?”

Claudia derin bir nefes aldı. “Sadece bir his… Carlo bana güvenilir gelmiyor. Belki babasını destekliyordur, bilemiyorum.”

Salvatore bakışlarını ondan ayırmadı ama düşündüğünü hissediyordu yüzü ifadesizdi. “Bununla ilgileneceğim.”

Gardiyan sertçe kapıya vurdu.

“Zaman doldu.”

Claudia kalkmak için hareketlendiğinde Salvatore elini yakaladı. “Benim için çok fazla şey yaptın.”

“Uzak durmamı isteme.”

Burnundan verdiği nefesle güldü. “Söz dinlemeyeceğini biliyorum, sadece dikkatli ol.”

Claudia başını hafifçe eğdi. “Sen de.”




Yorumlar

  1. Bölüm yine su gibi aktı, çabucak bitti.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bayıldım çok güzel bir bölümdü ellerine emeğine yüreğine sağlık yazarım 🌹🌹🌹🌹🌹🌹🌹🌹😘

      Sil
  2. Kitap olmmasını iple çekiyorum.

    YanıtlaSil
  3. Emeğinize sağlık.

    YanıtlaSil
  4. Bu arada ben de Carlo'nun asıl hain ve babasını yönlendiren kişi olduğunu düşünüyorum.

    YanıtlaSil
  5. Carloooo en başından beriii baby gambino da gelsem tam olacak

    YanıtlaSil
  6. Çok çabuk bitti 😭

    YanıtlaSil
  7. Allah Allah bölüm çok iyidi

    YanıtlaSil
  8. Dolu dolu iç rahatlatan , göğüs kabartan ve merak uyandıran bir bölümdü. Teşekkür ederim

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

DOKTOR - ON YEDİNCİ BÖLÜM

DOKTOR - OTUZUNCU BÖLÜM

DOKTOR - YİRMİ SEKİZİNCİ BÖLÜM