DOKTOR - OTUZ BEŞİNCİ BÖLÜM

 

OTUZ BEŞİNCİ BÖLÜM

“Sizi kurtların arasına kuzular gibi gönderiyorum. Öyleyse yılan gibi zeki, güvercin gibi saf olun.”

(Matta 10:16)

 

Salvatore eğilerek çıkardığı ceketi yerden aldı ve silkeledi. Sanki akşam yemeği davetine gidiyormuş gibi sakindi.  “Gidelim.”

Claudia, “Hayır,” derken sesi çatladı. “Gidemezsin, seni tutuklayacaklar!”

Bakışları ona döndü. Yumuşak ve ihtiyatlıydı. “Biliyorum, sevgilim. Oyun oynamak istiyorlar, kurallarına uymazsam kaybederim.” Uzanıp alnını öptü ve elini tutması için uzattı. “En azından güzel bir öğleden sonra geçirmeni sağladım.”

Claudia onun kolunu tuttu. “Gitmek zorunda mısın?”

“Kaçarsam suçlu olurum.”

“Ellerinde ne olduğunu bilmiyoruz, Salvatore. Ya ciddi bir şeyse ve sen…”

Salvatore elini yüzüne götürdü. Başparmağı yanağında durdu. “Sana tek bir şey için söz verebilirim. Seni her zaman koruyacağım, ne pahasına olursa olsun.”

“Umurumda değil. Korunmak istemiyorum. Seninle olmak istiyorum.”

Salvatore uzanıp yanağını öptü. Elini sımsıkı tuttu ve ormanın içinden malikâneye doğru yürürken sessiz kaldı. Claudia’nın içini kaplayan endişe onu sustursa da içinde fırtınalar kopuyordu. Tutuklanacaktı, peki ya sonra? Hapse atılacak mıydı? Bu ne kadar sürecekti ve her şeyden önemlisi ne ile suçlanıyordu?

Uzaktan polis arabalarının yanıp sönen mavi kırmızı ışıkları görünmeye başlayınca gerginliği arttı. Salvatore’un elini daha sıkı tuttu ve Salvatore ona güven verircesine elini okşadı. Siyah polis araçları taş avluyu doldurmuştu, üniformalı polislerin içeri girmesine izin verilmemiş olmalıydı çünkü hepsi arabaların yanında dikiliyordu ve tetikte görünüyorlardı.

Aralarında sivil giyimli, sert yüzlü bir adam vardı.

Claudia onlara yaklaşırken, “Neden bu kadar rahatsın?” diye fısıldadı.

“Bunu bekliyordum.”

Merdivenlere ulaştıklarında adam öne çıktı yüzünde resmi bir soğukluk ve kindar bakışları vardı.

“Bay Gambino.”

“Teğmen.”

Teğmen cebinden bir kâğıt çıkardı. “Elimde bir tutuklama emri var.”

Claudia, Salvatore’un elini biraz daha sıktı. Salvatore, “Suçlama nedir?” diye sordu.

Teğmen bakışlarını ondan ayırmadı. “Şüpheli nakit akışları. Büyük miktarlarda nakdin parça parça dağıtılması. Banka kayıtlarında olmayan tutarsızlıklar ve kara para aklama şüphesi…”

Claudia’nın midesi düğümlendi. Amerikan yasalarına hâkim değildi ama Salvatore’u suçlamak için hevesli görünen bu adama bakarak durumun ciddi olduğunu söyleyebilirdi.  

Salvatore’un yüzünde en ufak bir kas oynamadı. “Yalnızca olasılıklar ve şüpheler için mi tutuklanıyorum?”

Teğmen sanki zafer kazanmış gibiydi Salvatore’a doğru bir adım attı. “Elimizde çok sayıda açıklanması gereken belge, suçlama ve bir gizli tanık var.” Teğmen kelepçeleri çıkarırken Claudia ağlayarak itiraz etmemek için savaşıyordu. “Dilerseniz Avukatınıza haber verin Bay Gambino sizinle merkezde buluşabilir.”

Claudia’nın paniğini hissederek, “Her şey yolunda,” dedi. “Nicolo ve Valeria’dan başka kimseye güvenme, yakında döneceğim.”

Salvatore bir kahraman gibi dik başla ellerini öne uzattı. Kelepçeler kapanırken Teğmen, “Araca,” diye emir verdi.

Memurlar onu polis aracına bindirirken Claudia gözündeki yaşlarla öylece kaldı. Salvatore son anda başını kaldırdı ve göz göze geldiler. Bakışlarında panik yoktu sanki ona bir mesaj veriyordu. Aracın kapısı kapandı ve motorlar çalıştı. Araçlar taş avludan çıkarken Claudia dizleri üzerine çöktü.

“Tanrım, sana yalvarıyorum. O şeytanı benden alma.”

✞✞✞

Malikâne ona diğer günlerde olduğundan daha büyük geliyordu. Sanki duvarlar daha yüksek, koridorlar daha uzun, odalar daha genişti. Televizyon açıktı. Haber kanalı sürekli aynı haberi döndürüyordu.

İŞ ADAMI SALVATORE GAMBİNO MALİ SORUŞTURMA KAPSAMINDA GÖZALTINA ALINDI.

Claudia koltuğun kenarında oturuyordu. Parmakları dizlerinde kenetlenmiş, ağlamaktan gözleri kızarmıştı ama artık daha fazla gözyaşı kalmamış olmalı ki geride sadece acı ve yanma hissi bırakmıştı.

Saatler sonra kapı çaldığında yerinden sıçradı. Valeria salona girdi yüzünde endişe vardı ama güçlü görünüyordu. Kollarını ona sararken, “İyi olacak,” diye fısıldadı. “Bu basit bir muhasebe meselesi.”

Claudia başını iki yana salladı. “Kocaman bir ekip vardı Valeria. Federal bir suçlu gibi gösteri yaparak onu götürdüler. Saatlerdir avukattan, Lorenzo’dan ya da Nicolo’dan tek bir haber gelmedi.”

Valeria onu kanepeye oturtup elini tuttu. “Salvatore bu gibi durumlara hazırlıklıdır.”

Claudia’nın sesi çatladı. “Onu götürürken kelepçe taktılar.”

“Onu sınıyorlar, bu politika… Merak etme iyi olacak.”

Valeria gece kalmayı teklif etti ve Claudia bu teklifi geri çevirmedi. İkisi de televizyon başında oturmuş yeni bir haber beklerken Nicolo içeri girdi. Kravatı gevşek bir halde boynunda sallanıyordu, yüzünde alışıklık rahat gülümsemesi vardı.

Havayı koklar gibi yaparken, “Dram kokusu alıyorum,” dedi.

Claudia gözlerini devirdi. “Bu sana komik mi geliyor?”

Nicolo teslim olur gibi ellerini havaya kaldırırken onlara doğru yürüdü. “Dinle. Bu teknik bir durum. Yanlış birkaç eşleşme olmuş hepsi bu. Kara para aklama şüphesine dair kanıtları yok.”

Claudia umutla gözlerine baktı. “Gerçekten mi?”

Başını sallayarak onu onayladı. “Evet, yalnızca birkaç gün… Avukat çalışıyor onu oradan çıkaracak.”

Claudia biraz olsun rahatlamış hissediyordu. Gün boyu süren bekleyiş, korku ve boşluk hissi bedenini yormuştu. Valeria onu yukarı çıkardı.

“Biraz dinlen.”

Yatağa uzandığında içindeki sıkıntı uyumasına izin vermeyecek kadar kuvvetliydi. Birkaç dakika öylece yattıktan sonra su içmek istedi ama başucundaki şişe boştu. Kapıyı yavaşça açıp merdivenlere yöneldi. Mutfağa gitmek üzereyken salonda iki gergin fısıltıyı duydu.

 Valeria alçak sesle, “Gerçek ne?” diye sordu.

Nicolo sıkıntılı bir nefes verdi. “Dosya ciddi.”

“Ne kadar ciddi?”

“Bütün kayıtları didik didik etmişler. Nereden öğrendiklerini bilmediğimiz pek çok gizli bilgiye, belgeye ve nakit akışlarına hakimler. Bazı hesap hareketleri uyuşturucu hattıyla örtüşüyor.”

“Kanıt var mı?”

Nicolo birkaç uzun saniye sessiz kaldı. “Doğrudan kanıt yok ama bağlantı kurabilirler. O’Malley kuvvetli bir tanıktan bahsediyor.”

Valeria küfretti. “İçeriden biri mi sence?”

“Olabilir.”

Konuşmaları aynı karamsarlık ve olasılıklar üzerinde sürerken Claudia onları sessizce dinledi. Her şeyin o kadar da basit olmadığını anlayabiliyordu. Salvatore tehlikeli bir şekilde dikkat çekmişti ve şimdi bir şeyler bulana kadar durmayacaklardı. Onu içeride tutmak için her şeyi yapacaklarını biliyordu. Ondan istendiği gibi burada kalıp umutla beklemeyi reddediyordu. Bir şeyler yapmalıydı.

✞✞✞

Salvatore küçük sorgu odasında metal bir sandalyede oturuyordu. Siyah camın diğer tarafında onu izlediklerini biliyordu bu yüzden gözlerini oradan ayırmadı. Ceketini çıkarmış, gömleğinin kollarını sıvamıştı. Bileğinden çıkardıkları kelepçeler gözdağı verir gibi hemen yanında duruyordu.

Kapı açıldığında aradan ne kadar zaman geçtiğinden emin değildi ama bir saat kadar beklediklerini tahmin ediyordu. Tommaso belirdi. Avukatı ve yakın arkadaşının yüzünde sinirli bir gülümseme vardı.

“Salvatore. Burada ne işin var?” Bu olanlar onu şaşırtmış gibi sahte bir poz kesmeyi ihmal etmedi. “Senin gibi saygın bir adamın burada olduğunu duyunca çok şaşırdım.”

Salvatore hafifçe omuz silkti. “Bir yanlışlık olduğuna eminim. Bunu yeni arkadaşlıklar kurmak için bir fırsat olarak göreceğim.”

Tommaso karşısına oturup evrak çantasını açtı. Daha fazla konuşmalarına izin vermeden kapı tekrar açıldı. O’Malley peşinde genç bir polis ile içeri girdi adamın elinde kalın dosyalar vardı. O’Malley onları başıyla selamladı ve sandalyeyi gürültüyle çekerek masanın uç kısmında ondan uzak ama her şeye hakim o köşeye geçti.

O’Malley dosyayı masaya bıraktı. “Neden burada olduğunuzu merak ediyorsunuzdur değil mi, Bay Gambino? Sizin gibi saygın bir iş adamının ya da siyasetçinin bulunmak istemeyeceği bir duruma düştünüz.” Sertçe öksürdü ve konuşmaya devam etti. “Şüpheli nakit akışları,” derken gözleri üzerinde gezindi. “Birçok farklı hesaba aktarılmış paralar, resmi gelirlerinize uymayan transferler… Yurt dışına da pek çok ödeme yapmış görünüyorsunuz.”

Tommaso sakince araya girdi. “Müvekkilim şu an ifade vermiyor.”

Salvatore hafif bir el hareketi ile onu susturdu. O’Malley’in devam etmesine izin verdi.

“Limanlardaki Fransız gemileri, sizin Fransa’ya yaptığınız ziyaretler, aracı şirketler ve dahası… Bu hesap hareketlerini açıklamak ister misiniz?”

Salvatore arkasına yaslandı. “New Jersey limanı pek çok ülke ile yapılan ticaretin merkezi Teğmen. Eğer yasadışı bir şeyler döndüğünden şüpheleniyorsanız işinizi iyi yapmamışsınız demektir. Ayrıca iş gezileri ne zamandan beri suç sayılıyor?”

O’Malley gözlerini Salvatore’a dikti. “Fransa ile uyuşturucu ticareti yapıyorsunuz. Tüm bunlar uyuşturucu parası.”

Salvatore başını hafifçe yana eğdi. “Ben bir doktorum, insan sağlığı ile oynamam.”

Tommaso gülümserken O’Malley, “Eski doktor,” diye düzeltti.

“Sizin teoriniz bu mu? Fransa’dan uyuşturucu kaçırıyorum, burada pazarlıyorum, gelirlerini de banka kayıtlarını ortalıkta bırakıp oraya buraya dağıtıyorum?”

O’Malley dudaklarını sıktı. “Çok rahatsınız Bay Gambino.”

Salvatore parmaklarını masaya koydu. “Çünkü suçlamayı anlamıyorum tüm bunlar saçmalık.”

Tommaso araya girerek, “Teğmen,” dedi. “Eğer resmi suçlama yoksa müvekkilimin burada tutulması hukuka aykırı.”

O’Malley gülümsedi. “Resmi suçlama var.” Yanında dikilen polise elini uzattı ve polis memuru daha ince bir dosyayı ona verdi. “Federal mali denetim raporu… Ayrıca bir de gizli tanığımız var.” Dosyayı Tommaso’ya doğru itti. “Bankalar liman şirketleri, kulüp ve restoranlar, aracı firmalar… Hepsi inceleniyor. Bu soruşturma büyüyecek ve siz Bay Gambino suçlanacaksınız.”

Tommaso dosyaya bakmaya devam ederken, “Tutuklama için yeterli değil,” dedi.

“Henüz değil.” Bakışlarını Salvatore’a çevirdi. “Sizi bu yüzden tutuyoruz.”

Salvatore’un dudaklarının kenarında neredeyse görünmeyen bir kıvrım oluştu. “Terfi için büyük balık mı avlamaya çalışıyorsunuz?” Kısa bir duraklamanın ardından, “Umarım oltanız bu sefer sağlamdır,” dedi.

O’Malley eğildi. “Merak etmeyin Bay Gambino. Bu sefer kopmayacak.”

Siyah camın arkasında gölgelerin kıpırdandığını hissetti. Başını kaldırıp doğrudan oraya baktı. Peşinde O’Malley’den daha büyük güçlerin olduğunu biliyordu doğrudan onlara konuşuyormuş gibi, “Göreceğiz,” dedi.

✞✞✞

Claudia bahçedeki çardakta rüzgârın taşıdığı kokuyu içine çekerek oturuyordu. Valeria’yı iyi olduğuna ikna edip evine gönderdikten sonra uzun uzun düşünmüştü. Kendine acıyıp sızlanarak birilerinin bir şeyleri çözmesini beklemeyecekti. Bekleyerek çok fazla zaman geçirmişti ve artık kaderi için beklemekten fazlasını yapacaktı. Üzerindeki koyu renk elbisenin eteği uçuşurken saçları sımsıkı topluydu. Yüzünde hiç makyaj yoktu bu dün geceki ağlama krizlerinin izlerini açıkça belli etse de artık daha farklı bakıyordu.

Yaklaşan arabanın sesini duyduğunda ayağa kalktı. Araba süs havuzunun yanında durdu ve Nicolo arabadan indi. Onu gördüğünde duraksadı.

“Erken kalkmışsın, Claudia. Buna gerek yoktu her şey yolunda.”

Nicolo ona doğru yürürken Claudia olduğu yerde durdu. “Yolunda değil. Olmadığını biliyorum.”

Nicolo kaşlarını kaldırdı. “Kim söyledi?”

“Dün gece konuşmalarınızı duydum.”

Bir an sessizlik oldu. Nicolo’nun yüzündeki gülümseme yavaş yavaş silindi. “Claudia…”

“Bana çocuk gibi davranma.” Kollarını bağlayıp duruşunu dikleştirdi. “Ne olduğunu biliyorum. O yüzden bana gerçeği anlat.”

Nicolo birkaç saniye ona baktı. Sonra başını bahçeye doğru çevirdi. “Yürüyelim mi?”

Bahçenin arka tarafını çevreleyen taş bir yol vardı. Gül çalılarının arasından kıvrılarak müştemilatlara doğru gidiyordu. Bir süre o yolda sessizce yürüdüler.

“Savcı David Brown. İnatçı ve anlaşılan Salvatore’dan nefret ediyor.”

Claudia başını çevirdi. “Kişisel bir husumet mi?”

Omzunu silkti. “Emin değiliz araştırıyoruz.” Nicolo derin bir nefes aldı. “Onu suçlayacak bir şey bulana kadar durmayacak gibi görünüyor.”

“Aradığı şey tam olarak ne?”

Claudia anlamaya çalışıyordu. Salvatore tüm dünya için kötü adam olabilirdi ama onun için sevdiği adamdı. Tanrı affetsin, onun için her şeyi yapardı.

“Amerikalılar siyasete girmesinden hoşlanmadı. Bulabilecekleri her şeyi istiyorlar. Uyuşturucu, silah, tanık ne olursa.”

“Bir tanık olduğundan bahsettiniz.”

Nicolo yürümeyi kesti. “Gizli bir tanık olduğunu söylüyorlar. Eğer gerçekten varsa aileden biri olmalı.”

Claudia kaşlarını çattı o da durmuştu gözleri gül çalılarında gezindi. “Nasıl emin olabilirsiniz? Belki Morello ailesidir.”

Rüzgâr bahçedeki yaprakları kıpırdattı. Nicolo başını yavaşça iki yana salladı. “Bilmemeleri gereken şeyleri biliyorlar. Aile içinde kalması gereken meseleleri ama merak etme Salvatore’a söz verdim onun kim olduğunu bulacağım.”

“Şüphelendiğin biri var mı?”

Uzun sessizlik olduğunu gösteriyordu ama bunu söylemeyecekti. “Sadece dikkatli olmamız gerekiyor. Ben dikkatli olacağım ve sen güvende kalacaksın.”

“Eminim bunun içinde Salvatore’a söz vermişsindir.” Cevap vermedi ama Claudia zaten cevabını almıştı. “Güzel, ona söyle burada hiçbir şey yapmadan beklemeyi reddediyorum. Ya bana yardım edersin ya da kendi başıma bir şeyler yaparım.”

Onun karşısına dikildi, açık kumral saçları rüzgârda uçuşuyordu kardeş olmalarına rağmen Salvatore’dan çok farklıydı. “Başımı belaya sokacaksın ve beni Salvatore’a karşı başarısız bir işe yaramaz olarak göstereceksin değil mi?”

Claudia uzanıp koluna dokundu. “Niyetim bu değil Nicolo, sana yardım etmeme izin ver. Birbirimizden başka kimseye güvenemeyiz.”

“Salvatore’un senin için tam olarak ne söylediğini bilmek ister misin?”

Claudia yavaşça başını salladı. “Onu güvende ve huzurlu tut. En büyük görevin bu.” Salvatore’un güçlü sesini taklit ederek bunu söylemesi karşısında gülümsedi.

“Salvatore’a şunu söyle; oradan çıktığında, düzgün bir şekilde iyi günde ve kötü günde diyerek yemin edeceğim ama o zamana kadar sözümü tuttuğumu göstereceğim.”

✞✞✞

Claudia ısrarla Tommaso ile görüşmek isteyince Nicolo onu arayarak malikâneye çağırmak zorunda kalmıştı. Bir Avukat ile ciddi bir konuşma durumun ne kadar kötü olduğu ve bundan nasıl kurtulabilecekleri hakkında bilgi sahibi olmasına yardımcı olurdu.

Tommaso geldiğinde saat öğleni geçmişti. Claudia salonun penceresinden onun arabasından inmesini seyretti. Birkaç saniye sonra salon kapısındaydı. Üzerindeki gri takım elbise jilet gibi duruyordu, kravatı, cem mendili, gözlüğü… İnsana güven veren bir tarafı vardı belki küçük bir çocukken de Salvatore’un onu Sicilya’ya götürmek için Tommaso’yu seçmesinin nedeni buydu.

Nicolo salon kapısında onu karşıladı. “Geç kaldın.”

Tommaso hafifçe gülümsedi. “Ben doktor değilim, avukatım. İnsanları kurtarırken zamana ihtiyacım var.”

Nicolo söylediğine gülerken, “Sanırım durumlar iyi değil,” dedi.

Tommaso omzunu silkti. “Durumlar nadiren iyidir. Ben bu yüzden varım.”

Bakışları onunkiler ile buluştuğunda içtenlikle gülümsedi. Tokalaşmak için elini uzatırken, “Bayan Gambino,” diye takıldı. “Seni manastırdan geri getirirken büyük planların olduğunu hissetmiştim.”

Claudia onunla tokalaştı. “Planları ben yaptım ama beni tuzağa siz düşürdünüz.”

Tommaso sanki suçsuzmuş gibi geri çekildi. “Evlilik belgelerinden mi bahsediyorsun?”

“Kesinlikle.”

“Salvatore bunu kafasına koymuştu ve senin de rızan olduğu konusunda oldukça emindi.”

Kesinlikle rızası vardı ama yine de hayal ettiği bu değildi. Manastırdan birkaç ay önce dönen Claudia bir aşk ilanı, masal gibi bir düğün ve sadece onu sevdiği için evlenen bir adam hayal ederdi. Yani peri masalı… Gerçek dünya bundan farklı olsa da hiçbir şeyi değiştirmezdi. Salvatore onunla sadece o aptal miras için evli değildi. Bir şekilde onu ilk gördüğü andan beri istemişti.

Hep birlikte çalışma odasına çıktılar. Salvatore’un çalışma koltuğuna kimse oturmuyordu ama sanki bütün varlığı orada gibi hissettiriyordu. Claudia tekli koltuktaydı, Tommaso tam karşısında ve Nicolo pencere önünde dikiliyordu.

Tommaso ona bütün yasal meseleleri tek tek anlattı. Claudia yanında getirdiği dosyaları incelerken tüm dikkatini vermeye çabalıyordu. Amerikan yasaları hakkında pek bilgisi olmasa da Tommaso’nun anlattıklarına bakarak aslında ortada ispatlanmış bir suç olmadığını söyleyebilirdi.

“Tüm bunlar onu hapse atmaları için yeterli mi?”

“Tek başlarına hayır ama savcı bir şeyler bulana kadar onu orada tutmaya kararlı görünüyor.”

“Bir şey bulabilirler mi?”

Tommaso başını salladı. “Yeterince ararlarsa elbette bulurlar.”

“Bir tanıktan bahsettin.”

“Evet, asıl sorun o tanık. Kim olduğunu ve ne bildiğini bilmiyoruz ama O’Malley bu sefer doğru yeri arıyor yani doğru yönlendiriliyor.”

Claudia başını kaldırıp Nicolo’ya baktı. “Şu tanık kim olabilir?”

Nicolo omuzlarını silkti. “Aileden biriyse işler karışacak demektir.”

Tommaso lafa girdi. “Eğer her şey daha da incelenmeden önce onu çıkarmak istiyorsak ya tanıktan kurtulmalı ya da Salvatore’u temizleyecek bir şeyler bulmalıyız.”

Claudia haftalardır haber seyrediyordu. Salvatore siyaset adımı attığı anda ona karşı olanlar çoğunlukta olsa da göçmenlerin sempatisini kazanmıştı, açtığı çocuk hastanesi sayesinde yardımsever bir kimliği oluşmuştu, ayrıca kiliselere, manastırlara yaptığı yardımlar ile dindar bir imaj çiziyordu.

Claudia, “Kamuoyu,” diye mırıldandı. İki adamın bakışları ona döndü. “Halkın Salvatore’u sevmesini sağlayacağız. Yaptığı tüm bağışları kullanacağız. Onu hayırsever, dindar ve göçmenlere destek olan bir lider gibi göstereceğiz.” Padrino’nun yapmak istediğinin de bu olduğunu biliyordu. Salvatore’un geçmişi, tutumu ve duruşu buna uygundu.

Konuşmasına devam ederken ayağa kalktı. “Göçmenlere destek verdiğini zaten kameralar önünde açıkladı. Benim manastırda kalmam için yüklü ödemeler yaptı. İnsanlar onu dindar bir Hristiyan olarak görmeli.”

Nicolo kaşlarını çattı. “Buradaki kiliselerin çoğuna bağış yapıyor. Çoğunu kişisel amaçları için kullanıyor olsa da…”

Claudia heveslenmişti. “Başka şeyler de bulmalıyız. Bu hastane açılışı gibi halkın gözünde iyi bir imaj çizmesini sağlayacak şeyler.”

Tommaso gözlüğünü çıkardı. “Paravan bir şirket var. Tıbbi malzemeler üretiyor, parayı temizlemek için ama bunu örtbas etmek için çok fazla bağış ve yardım yapılıyor.”

“Bunu kullanabilir miyiz?”

Tommaso genişçe gülümserken, “Kullanacağız,” dedi. “Biliyor musun Claudia, Salvatore’un en büyük hatası seni korumaya çalışmasıydı. Sen korunacak biri değilsin.”

Claudia gururla gülümserken kalbi heyecanla doldu. Bunu başaracaktı, Salvatore’u kurtaracaktı ve ona ortağı olduğunu ispatlayacaktı.




Yorumlar

  1. Öncelikle bölüm harikaydı dediğim gibi sizi çok seviyorum yazarım ve kitaplarınıza da bayırlara bayırlar okuyorum bazen ne söylenir bilmiyorum kelimeler kifayetsiz kalıyor çok güzel şeyler yazıyorsunuz ve ben bundan çok mutlu oluyorum elinizi emeğinizi yüreğinize sağlık yazarım

    YanıtlaSil
  2. Ve ben her seferinde bu bölümleri okuyamayıp size döndüğümde sizin bana çok güzel bir şekilde link atmanıza ne kadar teşekkür etsem azdır sizi çok seviyorum kendinize iyi bakın yolunuz açık olsun

    YanıtlaSil
  3. Claudia canım şeytanı kurtar bebeğim ancak sen çözersin bu işi😍

    YanıtlaSil
  4. Ay tadı damağımda kaldı. Bölüm su gibi akıp gitti ve bitti .

    YanıtlaSil
  5. Emeğinize sağlık, bu bölüm bayram şekerimiz oldu.

    YanıtlaSil
  6. Claudia panter gibi kızsın

    YanıtlaSil
  7. Ponçik claudia benim sen Salvator u kurtaracaksın biz sana inanıyoruz❤️

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

DOKTOR - ON YEDİNCİ BÖLÜM

DOKTOR - OTUZUNCU BÖLÜM

DOKTOR - YİRMİ SEKİZİNCİ BÖLÜM